13–20 Mart İyilik Haftası kapsamında, Sosyal Sorumluluk Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (SSUAM) sosyoloji ve sosyal hizmet disiplinlerinin öncülüğünde düzenlediği “Dünya Nereden Başlanarak Kurtarılabilir? İyilik ve Etik Üzerine Söyleşi”, 17 Mart 2026 tarihinde K Blok Fırnas Oditoryum’da gerçekleştirildi. Etkinlik, iyilik kavramını yalnızca teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkarıp gündelik hayatın içine yerleştirmeyi amaçlayan bir buluşma olarak dikkat çekti.
Söyleşinin konuğu Sezi Kalkavan olurken, moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nazar Bal üstlendi. Kalkavan konuşmasına, dünyayı değiştirme arzusunun çoğu zaman insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi ihmal ettiğini hatırlatarak başladı. Ona göre iyilik, dışarıya yönelmeden önce içeride kurulan bir dengeyle mümkün hale geliyor; insanın kendiyle yüzleşmesi, sınırlarını ve sorumluluklarını fark etmesi bu sürecin en temel adımı.
Konuşmasının ilerleyen bölümünde Kalkavan, güven kavramı üzerinde özellikle durdu ve “Güvenirsen, güvenilir olursun” sözünü yalnızca bir temenni değil, bir ilişki biçimi olarak ele aldı. Ona göre güven, karşıdan beklenen bir duygu değil; önce insanın kendi davranışlarında, sözlerinde ve niyetinde inşa ettiği bir zemin. Birine güvenmek, aynı zamanda ona karşı şeffaf olmayı, sorumluluk almayı ve tutarlı davranmayı gerektiriyor. Bu nedenle güven ilişkisi tek taraflı bir beklentiyle değil, karşılıklı bir emek ve süreklilikle kuruluyor. Kalkavan, bu yaklaşımın bireyler arasında olduğu kadar toplumların kendi iç dengesi açısından da belirleyici olduğunu vurguladı.
Kalkavan, farklı coğrafyalarda yürüttüğü gönüllü çalışmalarından da kısaca söz ederek, iyiliğin çoğu zaman küçük ama sürekliliği olan adımlarla anlam kazandığını ifade etti. Onun anlatımında iyilik, büyük projelerden ziyade, gündelik hayatta kurulan ilişkilerde, kurulan dilde ve alınan sorumluluklarda kendini gösteren bir pratik olarak öne çıktı. “Dünya zor bir yer” derken bunu bir umutsuzluk cümlesi olarak değil, aksine insanın elinden gelenin en iyisini yapma sorumluluğunu hatırlatan bir gerçeklik olarak dile getirdi.
Söyleşi boyunca öne çıkan bu yaklaşım, Kalkavan’ın dünyaya bakışını da net bir şekilde ortaya koydu: Dünya tek bir büyük müdahaleyle değil, insanın kendi hayatında kurduğu küçük ama sahici iyiliklerle dönüşebilir. Ona göre bir insanın içtenlikle attığı her adım, başkalarının hayatına değmese bile, dünyada eksilmeyen bir iyilik birikiminin parçası haline gelir.

